Hande Yener’in Ekim ayını açan son albümü Carpe Diem’i inceliyorum. Kemerlerinizi bağlayın ve beni taşlamaya hazır olun!

Beni az çok tanıyan kimseler geçmişte Hande Yener’in albümlerine yaptığım zehir zıkkım incelemeleri de hatırlayacaktır. Bugünkü incelememin ise aynı kıvamda olmayacağına söz veriyorum – ben bu albüme oldukça pozitif duygular besliyorum.

10 yıldır aranan doğru rota

Hande Yener’i müzik dünyasına çıktığı dönemlerden beri takip edenler özellikle 2010’da başlayan Sinan Akçıl iş birliğiyle birlikte Hande’nin müzikal kütüphanesinde birçok tartışmaya açık parçanın ortaya çıktığını fark etmişlerdir. 2006’da “ben zaten pop yapmayacaktım kiiii” moduna giren Hande’nin 2010’da bir anda Lady Gaga-vari bir tavırla “elektronik müziği hatırlamıyorum” kıvamına gelişi sevenlerinin yüreğini elbette dağladı. O döneme dair söylenecek çok şey var ama yeri burası değil. Burada Carpe Diem’i, sözlerini, müziklerini ve PR’ını konuşacağız.

Carpe Diem albümü 10 şarkıdan ve Hande’nin “Hepsi Hit” ikilisinde de yaptığı gibi iki parçadan oluşuyor. İkinci albümün hazırlıklarına da hızla başladığını dile getiren Hande, bu albümün genel olarak topladığı beğeni ile heyecanı da artırmaya devam ediyor.

Albümde Berksan ve Misha ile bol bol çalışan Hande, Deeperise, Fikri Karayel, Mete Özgencil ve Devrim Karaoğlu gibi isimlerin emeklerini görüyoruz. Hande daha önce çok daha farklı isimleri de bizlere duyurmuştu – sanıyoruz ki bu isimlerin hepsi de Part II’de karşımıza çıkacaklar.

Bu albümle birlikte Hande’nin uzun zaman önce kaybettiği rotayı yeniden bulmaya başladığını görüyorum ve bunu Hande’nin her albümüne bir şans vermiş birisi olarak söylüyorum! Nerede durduğunu tam olarak şahsen anlayamadığım janraların yerini ağırlıklı olarak bu albümde 80 ve 90’ların elektronik pop altyapıları alıyor. Dinleyicileri de etkileyen kısım aslında bu, müzikler genel anlamda öne çıkıyor. Düzenlemeler ve kullanılan sample’ları ben de başarılı bulduğumu belirtmeliyim.

Özellikle albümü açan iki şarkı, Aşk Sandım ve Bulut ile 80’lerin soluğunu içimize karantinadan henüz çıkmış masum dünya halkı gibi çekiyoruz ve bir daha geri bırakmıyoruz. Söz bakımından muhteşem olmamakla birlikte eskiye nazaran kendini geliştirmiş Berksan’ın sözlerini dinliyoruz. Misha’nın prodüksiyonu kendini oldukça net bir biçimde öne çkarıyor. İlk defa iki kelimenin uzun uzun tekrar ettiği bir nakarat göze batmıyor, aksine melodinin dansına akıyoruz. Ardından Senden Çok ile Sinan Akçıl-vari bir çok yok denklemine düşüyor, nazar boncuğudur diyoruz. Senden Çok da ritmiyle öne çıkıyor, güzel melodisiyle akıyor gidiyor.

Lakin Aşk Elinde şarkısına bir türlü ısınamıyorum. Deeperise’ın BU BİR DEEPERISE ŞARKISIDIR dercesine düzenlediği Aşk Elinde Fikri Karayel imzasını taşıyor ve bu haliyle bekleneni pek vermiyor. Seçilen perdenin Hande’nin sesinin stüdyo versiyonda dahi yer yer zorlanmasına neden olduğunu da eklemek lazım. Bu ikiliden daha önce duyduklarımıza bakınca çok daha güçlü bir parça bekliyor insan. Ardından gelen Başka Dudaklar ise Berksan’ın albümde yazdığı en iyi şarkılardan biri olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Deli dolu bir dans şarkısı dinliyoruz başka dudaklardan! Nakaratta ritmin düşürülüşü ve nakarat sonrasında patlayan melodi yapılan en doğru hareketlerden biri olmuş.

Boşuna şarkısını çoğu kişi Hadise’nin Küçük Bir Yol şarkısıyla karşılaştırdı – iki şarkının da Mete Özgencil & Devrim Karaoğlu imzası taşıdığını ve henüz çıktığını düşününce bu çok şaşırtıcı gelmiyor. Boşuna bu noktada albümde slow sayılabilecek ilk şarkı ve birkaç yoruma göre de The Weeknd’in Try Me parçasını andırıyor ancak bunu sadece tatlı bir benzerlik olarak görüyorum, iki şarkı da kendi içerisinde güzel zira. Boşuna’yı uğurladıktan sonra albüme adını ve çıkış parçasını veren Carpe Diem‘i dinliyor ve albümden çıkıyoruz – bu şarkı albümün kalanına hiç oturmasa da nakaratı ile bir “silkinme ve kendine gelme” mesajı veriyor. Klibini ise çok beğendiğimi eklemek istiyorum, oldukça sade ve modern bir şekilde filtrelenmiş kareleri, akıcı bir hikayesi var.

Melekler ve Şeytanlar albümün Başka Dudaklar ile birlikte bir diğer sürprizi, kliplenmesi gereken bir parça. Tanıtımlarıyla birlikte herkesin çok beklediği parçalardan biriydi, genel olarak beklediği beğeniyi aldı. Misha yine düzenleme olarak döktürüyor ve bizi dans pistine çağırıyor. Kaç şarkısı ise gerçekten adı gibi kaçılması gereken bir filler görevi görüyor albümde. Genel olarak gözlemlediğim kadarıyla herkesin de en az sevdiği şarkılardan biri, şarkının bizi son parçayı dinlemekten 2:45 dakika boyunca alıkoyması dışında pek bir işlevi de bulunmuyor. Albümü Yolcu şarkısı kapatıyor ve Hande’nin uzun zamandır kurduğu en güzel cümlelerden birine sahne oluyor:

“Dans etmek istedim hep hayatla, nerede kiminle adımlarım uyarsa.”

Albümde bol bol 80’s synth-pop ve r&b tınılarını almak mümkün, müzikal açıdan 2020 müziğine uygun ve demo gibi durmayan şarkılar dinlediğimiz için yolculuğumuzu gönül rahatlığıyla tamamlıyoruz.

Müzikler iyi tamam da…

Albüm müzik düzenlemeleri ile içimizi bayan Türkçe Pop kulvarında bir vaha sunsa da sözler için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Albümün %80’i Berksan imzası taşıyor ve Hande’nin “20. yılını kutladığı albüm” için bu pek yeterli gelmiyor. Hande’nin 2008’den beri gerçekleştirdiği yanlış burada da devam ediyor; albümü 1-2 kişiye tamamen emanet ediyor. Bu nedenle daha çok ismi duyduğumuz Part II albümü Part I’i gölgede bırakacak gibi görünüyor.

Berksan söz yazarlığında elbette kendini geliştirmeye devam ediyor ancak sadece Mete Özgencil ve Fikri Karayel’le kalmadan, farklı birkaç söz yazarını bu albümde görebilseydik eğer, kesinlikle 20. yıla uygun çok daha derinlikli bir albüm görmüş olacaktık. Sözlerin parçalar içerisinde tutarsızlığı zaten Türkçe Pop’un genel sorunu; Carpe Diem şarkısı bir ayrılığı mı yoksa Hande’nin ruhsal bunalımdan çıkış sürecini mi anlatıyor emin olamıyorum.

Yine de Carpe Diem, sözde kaybettiğini müziğinde kazanıyor ve 20. yılın şanını taşımasa da Hande’nin diskografisinde iyi bir yükseliş grafiği sergiliyor. Bu albümü Apayrı, Nasıl Delirdim? gibi zirve Hande albümleriyle aynı seviyede olmasa da onlara yakın görebiliriz, zira Hande rotasını yeniden bu günlere döndürüyor, ne de güzel yapıyor.

Bu albüm audiovisual mı?

Bu albüm bilinenin aksine pek audiovisual değil; en azından şimdilik değil. Daha önce Beyoncé ve iamamiwhoami gibi isimlerden aşina olduğumuz “audiovisual albüm” konseptini düşündüren kısım albümün her parçasının tanıtımlarda farklı videolarda sunulması ve hatta Spotify’da da bu videolarla canvas’landırılmasıydı. Henüz için elimizde bir klip var. Diğer klipleri ne zaman alırız? Bunu zaman gösterecek.

Yine de Hande’nin uzun zamandır gerçekleştirdiği en dolu dolu tanıtımlardan birini izliyoruz birkaç haftadır. Hande’nin bol bol imaj ve şapka gösterdiği bu tanıtıma ben de bir şapka çıkarmak istiyorum.

Albümü dinleyebileceğiniz yerler; 

Carpe Diem
Müzik
Sözler
Tanıtım
Total
Özet
Müziklerin sözlerdeki kusurları gölgelediği güzel bir pop albümü sizi bekliyor.
78 %
Daha fazla benzer yazı göster
Bu yazardan daha fazla yazı göster: Ulaş Üstün
Bu kategoriden daha fazla yükle: Köşe Yazısı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlara da Bakın

Hande Yener’in Merakla Beklenen Yeni Albümü “Carpe Diem” An İtibariyle Yayında

Hande Yener’in merakla beklenen albümü “Carpe Diem” dijital müzik platfo…